Marmara Bölgesi, 22 Ekim 2023 tarihinde meydana gelen 5.3 büyüklüğündeki depremle sarsıldı. Depremin merkezi, İzmit açıkları olarak belirlendi. Ancak, İstanbul’dan Uşak’a kadar geniş bir alanda hissedilen bu sarsıntı, bölgedeki insanların korku dolu anlar yaşamasına sebep oldu. Depremin içeriği, büyüklüğü ve ardından yaşanan artçılar, afet sonrası alınacak önlemler ve şehirlerin deprem hazırlığı konusundaki tartışmaları yeniden gündeme getirdi.
Depremin merkez üssü olarak belirlenen İzmit açıkları, Marmara Denizi’nin kuzeydoğusunda bulunuyor. 5.3 büyüklüğündeki bu sarsıntı, özellikle gece saatlerinde meydana geldiği için birçok kişi derin bir uykudayken aniden hissetti. Herkesin aklında aynı soru vardı: “Bu sarsıntı gerçekten bir deprem mi?” Çoğu kişi, önceki depremlerden zarar gören binalarını düşünerek büyük bir endişe hissetti. Gözlerin açılmasına sebep olan bu anlık korku, derhal sosyal medyada yankı buldu. “Korktum, ağlıyorum, bu neydi?” gibi paylaşımlar, depremin hemen ardından gündem oldu.
Depremin etkisi, yalnızca Kocaeli ile sınırlı kalmadı. İstanbul’un birçok semtinde, Bursa’dan Tekirdağ’a kadar, sarsıntı hissedildi. Uşak’a kadar ulaşan bu etki, birçok kişiyi sokağa döktü. Panik halinde binalardan çıkmaya çalışan insanlar, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya platformlarında durumu paylaştı. Halka yönelik bir panik havası oluşturdu ve yerel medyada geniş bir şekilde işlendi. İstanbul’da yaşayan bazı vatandaşlar, sarsıntının ardından dahası yaşayacak mıyız endişesini dile getirerek güvenli yerlere yöneldi. Uzmanlar, Marmara Bölgesi’nin deprem kuşağında bulunduğunu, bu tür sarsıntıların Türkiye’yi bekleyen gerçeklerden biri olduğunu vurguladı. Marmara Stratejisi ile bu bölgedeki yapıların depreme dayanıklı hale getirilmesi, artık büyük bir önem taşıyor.
Devlet yetkilileri ve jeologlar, yaşanan bu depremi değerlendirmek için hemen harekete geçti. Çeşitli bölgelerde meydana gelen artçı sarsıntılar, halkın kaygılarını artırdı. Ancak, Cumhurbaşkanı’ndan gelen açıklama, sarsıntının korkulacak bir durum yaratmadığına yönelikti. Herkes, büyük depremin düşük ihtimal olduğunu kabullenmeye çalıştı. Yine de, binaların, yolların ve köprülerin yapısal durumlarının yeniden gözden geçirilmesi gerektiği konusunda uzmanların uyarıları dikkate alındı.
Marmara Bölgesi’nde yaşanan bu depremin ardından, vatandaşlar için acil durum planları yeniden revize edilmeye başlandı. Okullarda ve yerel yönetimlerde, acil durum tatbikatları yapılması gerektiği gündeme geldi. Uzmanlar, depreme karşı hazırlıklı olmanın hayat kurtarabileceğini ifade ederken, vatandaşların da bu konuda daha bilinçli olması gerektiğini belirtti. Ayrıca, özellikle deprem öncesi, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenler konusunda eğitimlerin artırılması gerektiği vurgulandı.
Sonuç olarak, Marmara Bölgesi’nde meydana gelen deprem, hem korku hem de hazırlık anlamında birçok ders çıkartması gereken bir durum olarak kaydedildi. Gelecekte olası büyük bir depremin etkilerini en aza indirmek için, hem bireysel hem de kurumsal sorumlulukların üstlenilmesi kaçınılmaz. Bu anlamda, yerel yönetimlerin ve devletin iş birliği yaparak etkin önlemler alması gerekmekte. Gelişmeleri takip etmek ve oluşturulacak yeni stratejilerle birlikte, bu tür felaketlerin önüne geçmek için çabalar sürdürülmelidir.